Sıcaklıkların Artması Virüsün Yayılmasını Engeller mi?

Virüsler Hakkında Ne Biliyoruz

En basit şekilde corona virüsler bir protein ve lipitten oluşan yapılar olarak düşünülebilir. Fiziksel temas yoluyla kişiden kişiye geçerler ama sert yüzeylerde veya hasta bir kişinin öksürüğünden çıkan damlacıklarda bulunabilirler. Bir insan vücudunun dışına çıktığında, dış kuvvetler virüsün bozulmasına neden olur. Örneğin el dezenfektanındaki alkol virüslerin yapısındaki proteinleri ve lipitleri parçalayarak virüsü daha az stabil hale getirir ve başarılı bir şekilde enfeksiyona neden olma olasılığını azaltır. Bazı virüslerin niçin mevsimsel olduğuna ilişkin araştırmalar, kış ayları ile uzun süredir ilişkili bir hastalık olan gribe neden olanlar etrafında yoğunlaşmıştır. Grip mevsimi genellikle Ekim-Nisan veya Mart ayları arasında sürer. Bilim insanlarının bunun için bir takım teorileri vardır. Bazıları soğuk havadan kaçmak için insanlar iç mekanlarda daha çok bulunduğunu ve insandan insana bulaşma olasılığının arttığını belirtmektedir.


Nispeten yakın tarihli araştırmalar, kuru, soğuk havanın virüslerin havada bozulmadan kalmasına veya havada ilerledikçe daha uzaklara taşınmasına yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. Çevresel koşulların viral geçişi nasıl etkilediğini test eden ilk çalışmalardan biri 2007’de yayınlanmış ve bir gribin laboratuvarda enfekte olan kobaylara nasıl yayıldığını incelemiştir. Yüksek sıcaklıklar ve özellikle yüksek nem, grip yayılımını yavaşlatır ve çok yüksek nem seviyelerinde virüs tamamen yayılmayı durdurur. Daha sıcak hava daha fazla nem tutar, bu da havadaki virüslerin kuru havada olduğu gibi ilerlemesini önler. Nemli koşullarda, öksürükle veya hapşırıkla küçük sıvı damlacıkları dışarı atıldıkça daha fazla nem toplar. Sonunda çok ağırlaşır ve havada kalmak yerine yere düşer. Laboratuvar dışındaki çalışmalar benzer sonuçlar göstermektedir ancak bazı tropik bölgelerde yağışlı mevsimde daha fazla grip vakası vardır çünkü insanlar kapalı alanlarda toplanır. Bilim insanları, kışın sıklıkla meydana gelen düşük nemin, vücudun virüs veya bakteri gibi yabancı cisimleri yakalayıp atmak için kullandığı mukusun işlevini bozabileceğini varsaymaktadır. Soğuk ve kuru hava, normalde aşırı yapışkan olan mukusun daha kuru olmasını ve bir virüsün yakalanmasında daha az verimli olmasını sağlayabilir.

Bulaşma Hızını Etkiliyor

Coronavirüs için birbirinden farklı görüşlerin ortaya atıldığına işaret eden Prof. Dr. Akkoyunlu şunları söyledi: Mesela kar mikrobu kırar düşüncesi ya da ABD Başkanı Donald Trump’ın en son açıklamasında olduğu gibi bahar ayında salgın biter gibi farklı öngörüler ortaya atıldı. Öncelikli olarak şunu belirteyim ki aslında bu öngörüler bilimsel tecrübe açısından boş ifadeler değil. Fakat tamamen doğru diyebileceğimiz ifadeler de değil. Şöyle ki enfeksiyon etkeni olan virüsler dış ortama hassastır. Hava şartlarındaki değişim hem hayatta kalmalarını hem de enfeksiyon oluşturma hızlarını etkiliyor. Böylece doğal olarak bulaşma hızlarını etkiliyor. Bu nedenle ishal gibi salgın hastalıklar genelde yazın ortaya çıkar. Fakat bu teoriye göre soğuk ortamda grip olmamamız lazım. Ama grip kışın daha fazla meydana geliyor. İki nedeni var; birincisi biz dış ortamda yaşamıyoruz. Evimizde, arabamızda, iş yerimizde yani genelde iç ortamdayız ve virüslerimizi de beraber iç ortamda taşıyarak birbirimize bulaştırıyoruz. İkincisi ise soğuk ortamlar bizi de etkiliyor, savunmamızı kırıyor ve mikroplara karşı savunmasız hale getiriyor”

Yaz Aylarında Tamamen Kaybolmazlar

İnfluenza gibi mevsimsel virüsler ve soğuk algınlığına neden olan virüsler bile yaz aylarında tamamen kaybolmaz. Birçok insanın vücudunda ve dünyanın diğer bölgelerinde hala düşük seviyelerde virüs bulunur ve enfeksiyonların tekrar yayılması için koşullar uygun olana kadar bekler. Bazı virüsler farklı bir kalıba sahiptir, örneğin çocuk felci ve tüberküloz, daha sıcak iklimlerde daha hızlı yayılma eğilimindedir ve bazı virüslerin mevsimsel değişimi olmayabilir. Columbia Üniversitesi Enfeksiyon ve Bağışıklık Merkezi direktörü İan Lipkin, yeni koronavirüs üzerinde çalışmaktadır. Lipkin, güneş ışığının, yüzeylere bulaşan virüslerin parçalanmasına da yardımcı olabileceğini söylemektedir. Güneşten gelen UV (ultraviole ya da mor ötesi) ışığı nükleik asidi parçalar, yüzeyleri neredeyse sterilize eder. Dış ortamlar sadece bu UV ışığı nedeniyle iç ortamlardan daha temizdir. UV ışığı, bakteri ve virüsleri öldürmede o kadar etkilidir ki hastanelerde ekipmanların sterilize edilmesi için sıklıkla kullanılır.

Yorum Gönderme

0 Yorumlar